24 MART DÜNYA TÜBERKÜLOZ GÜNÜ..!
25 Mart 2019

         Dünya Sağlık Örgütü, Robert Kochtarafından tüberküloz basilinin keşfedildiği gün olan 24 Mart 1882 gününü, 1996 yılından itibaren 24 Mart tarihini dünya genelinde
“Dünya Tüberküloz Günü” olarak ilan etmiştir. 24 Mart tarihinde tüberkülozun yani verem hastalığın dünyadan yok edilmesi için neler yapılabileceği vurgulanmaktadır.

          Asırlar boyunca milyonlarca insanın ölümüne, sakat kalmasına neden olan hastalığın bulaşıcı bir hastalık olduğu bu tarihte öğrenilmiştir. Tedavi araştırmaları sonucunda 1944’de Waksman  ve  arkadaşlarının  streptomisin  isimli  ilacı  bulmasına  kadar  tedavide  başarılı olunamamıştır. Bu tarihten sonra diğer ilaçların da bulunmasıyla 1950’li yıllarda tüberküloz tamamen tedavi edilebilir hale gelmiştir. Bu dönemde verem savaşı hız kazanmış ve 22 Aralık  1952 tarihinde ülkemizde ilk kez BCG aşısı uygulanmaya başlanmıştır.

         Verem  hastalığı  kalıtsal  olmayıp bulaşıcı  bir  hastalıktır.  Hastaların  öksürme  veya hapşırmaları  sırasında  etrafa  saçtıkları  verem  mikroplarının  sağlam  kişiler  tarafından solunması  ile  bulaşmaktadır. Verem  mikrobu  vücutta  hangi  organa  bulaşırsa  o  organ hastalanır. En sık solunum yoluyla bulaştığı için verem denince akla Akciğer Tüberkülozu gelmektedir. Akciğer tüberkülozunun belirtileri arasında öksürük, öğleden sonra yükselen ateş, gece terlemesi, halsizlik, kilo kaybı sayılabilir. Öksürük başlangıçta kuru vasıfta olabilir daha sonra balgam çıkartan hastada bazen kan tükürme de görülebilir. Doğru tanı ve tedavi yapıldığında tam şifa ile sonuçlanabilen hastalık, tedavi  edilmediğinde hala en ölümcül hastalıklar arasında sayılmaktadır.

          Ülkemizde  verem  hastalığının  teşhis  ve  tedavisi  ücretsiz  olarak  yapılmaktadır.  İlaca  dirençli  vakalar  da  dâhil  tüberküloz  hastalarının  tedavisinde  kullanılan  bütün  ilaçlar Bakanlığımızca ücretsiz olarak hastalara verilmek üzere sağlık kuruluşlarına dağıtılmaktadır. Veremin tedavisi standarttır. Bu standart tedavi, hastanede ya da dispanserde aynı şekilde düzenlenir. Yeni verem hastalarının tedavisinde standart tedavide genellikle iki ay 4 ilaçla ve dört ay 2 ilaçla olmak üzere 6 aylık tedavi uygulanmaktadır. Hastanın ilaçlarını içtiğinden emin olmak için her doz ilacı bir sağlık personelinin gözetiminde içirtmek en uygun yoldur. Buna doğrudan  gözetimli  tedavi  (DGT) denilir. Tedavinin dispanserde  ya da hastanede başlanması  gerekir.  Aylık  takiplerinin  de  dispanserde  yapılması  uygundur.  Tedaviyi sonlandırana kadar özenle sürdürmek gerekir. Hastalıkta düzenli ve eksiksiz ilaç kullanımı büyük önem  arz etmektedir. Tedavide ilaçlar  eksik  ya da düzensiz kullanılırsa hastalık iyileşmez. Tam tersine tedavisi güç bir duruma gelir. Bu duruma dirençli tüberküloz denir. İlaç  tedavisine  başlandıktan  15-20  gün  sonra  bulaştırıcılık  büyük  oranda  azalmaktadır. Tedavisini önerilen sürede eksiksiz tamamlayan hastalar yüzde yüze yakın şifa bulmaktadır.

        Bireyin  ve  dolayısıyla  toplumun  hala  önemli  halk  sağlığı  problemi  olan tüberküloz hastalığından korunmasında en önemli husus, tüberküloz hastalarına erken tanı konulması ve kısa sürede tedaviye başlanmasıdır. Bu nedenle iki-üç haftadan uzun süren öksürük, balgam, öksürükle kan tükürme, nefes darlığı, halsizlik, iştahsızlık, kilo kaybı, ateş, gece terlemesi şikâyetleri olan vatandaşlarımızın verem açısından kontrollerini yaptırması için en yakın sağlık kuruluşuna müracaat etmesi ve bebeklerimize 2. Ayın sonunda BCG (verem) aşısı yaptırılması büyük önem arz etmektedir.

“Hedefimiz Veremsiz Bir Türkiye”